banner

Elektronik cihazlardaki tehlike; mavi ışık

Elektronik cihazlardaki tehlike; mavi ışık

Elektronik cihazların göz problemleri, obezite, enfeksiyon, bunalım gibi bir fazla sağlık durumu sorununa neden olduğunu bildiren Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bektaş Murat Yalçın, bilhassa elektronik cihazların ekranından yansıyan mavi ışığın ciddi göz, akıl, öğrenme problemleri ve depresyona sebep olabileceğini söyledi.

İHA’nın haberine tarafından; elektronik cihazların insan sağlığı üzerine etkisi konusunda önemli açıklamalarda bulunan Üyesi Prof. Dr. Bektaş, elektronik cihazların kullanımı noktasında insanların titiz olması gerektiğini söyledi. Çocukların emin bir yaşa kadar elektronik aygıt kullanımının sınırlandırılması gerektiğini belirten Yalçın, 3 yaşına değin çocukların elektronik aygıt kullanmaması gerektiğini söyledi. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın telefonun çocuklar için kanser riski taşıyabileceğini açıkladığını açıklayan Yalçın, dünyadaki çoğu otoritenin çocukların cep telefonu kullanma yaşını 14 olarak açıkladığını söyledi.

“POZITIF ELEKTROMANYETİK ENERJİ GEREKTİREN BODRUM ASANSÖR GİBİ YERLERDE KONUŞULMAMALI”

Cep telefonu kullanımına aleyhinde önerilerde buluna Yalçın, “Cep telefonun hayatımızdan çıkartamayacaksak ne yapmamız gerekir. Yapılacak en kayda değer şeylerden bir tanesine vücudunuza cep telefonunun bağlantı etmemesi. Bir çantanın içerisinde nakliye ile daha emniyetli olabilir. Eğer konuşacaksanız, kulağınıza dayayarak konuşmayın. Hopörlerle konuşun. Konuşmanızın süresini kısaltın. Süreyi uzattıkça vücudunuzun maruz kalacağı enerji miktarı artıyor. Fazla elektro manyetik enerji gerektiren bodrum asansör gibi yerlerde konuşulmasından kaçınılması gerekir” dedi.

BAZ İSTASYONLARI VE MİKRODALGA ENERJİ

Elektronik cihazların sıhhat üzerine etkisinin merak edilen bir konu olduğunu gösteren Prof. Dr. Bektaş Murat Yalçın, “Ülkemizde 73 milyondan fazla abone var. Zeki telefon kullananların sayısı ise 40 milyonun üstünde. Irk, bu dek fazla kullanılan bir aracın insan sağlığına olan etkilerini merak ediyor. Bu konuyla ilgili tartışılması gereken ilk konu baz istasyonları. Yüksek gerilim hatları ilk yapıldığında, insan sağlığına etkisinin olmadığı söylenmişti. daha sonra yüksek gerilim hatlarının altında oturan insanlarda lösemi hastalığı görüldüğü saptandı. Baz istasyonlarının da sağlık durumu üzerine bir etkisinin olmadığını söylüyorlar. Baz istasyonları irtibat kurabilmek için mikro dalga enerjisi kullanıyor. Mikro dalga enerjinin iki tipi var. Bunlardan bir her birine termal enerji. Bu hepimizin bildiği mikro dalga fırında her hangi bir yiyeceği ısıtan ısı. Öteki bir tipi ise mikrodalga enerjisi. Ana kimyasal olan enerji bu. Bu enerjinin etkilerinden biri, hücrenin iç kimyasını bozabiliyor olması. Hücresel zarı ve hücreli DNA’sı üzerine etkileri var. BTK bunun için belirli koruyucu önlemler almaya çalışıyor. Fakat bu ülkeden ülkeye çok değişiyor. Dünyada baz istasyonları enerji seviyesi asgari olan İsviçre’dir. Ülkemiz azıcık daha orta sıralarda yer alıyor. Baz istasyonu yakınında yaşayan insanlarda baz istasyonlarından kaynaklı ortaya meydana çıkan hastalıklarla ilgili şimdiye değin ortaya konan bilimsel bir veri değil. Ama baş ağrısı, yüksek kan basıncı gibi bir takım durumlarda çoğaltma olduğuna dair veriler var” dedi.

“3 YAŞINA DEK ‘SIFIR’ EKRAN”

Cep telefonun vücuda az temas etmesi gerektiğini söyleyen Yalçın, “Cep telefonunu uzun bir şekilde vücudunuza dayalı olarak kullandığınızda buradan gelen enerji yüzünüze ve kafatasınıza yansıyor. Bundan azami etkilenenler ise çocuklar oluyor. Çünkü çocukların kafa tasındaki kemik kalınlığı bir erişkine göre 1/4’dür. Erişkinler bu durumdan daha az etkilenirken çocuklar bundan daha pozitif etkilenir. Özellikle 5 yaş altı çocuklar. Cep telefonu kullanımında en fazla uyarı edilmesi gereken konulardan biri küçük yaştaki çocuklarla cep telefonu görüşmesinin sağlanmaması. aynı zamanda bizim esas politikamız üç yaşına dek sıfır ekrandır. Sıfır cep telefonu, sıfır televizyon ve sıfır bilgisayardır” diye konuştu.

“EKRANLA KİŞİNİN ARASINDA EN DÜŞÜK 30-40 SANTİMLİK BİR UZAKLIK ELDE ETMEK ZORUNDA”

Elektronik cihazların kullanımında en fazla karşılaşılan problemin ortopedik problemler olduğunu ifade eden Yalçın, “Üç yaşından sonra bizim en fazla karşılaştığımız problemlerden bir tanesi kullanılan aletin özelliğine emrindeki olarak karşılaşılan ortopedik problemlerdir. Bilhassa bel, sırt, omuz ve ense ağrıları çok sık olarak görülmekte. Bu koşul kullanılan alete uygun mesafeden yerinde pozisyonda bakmamaktan kaynaklanıyor. Ekranla kişinin aralarında minimum 30-40 santimlik bir uzaklik almak zorunda. Muhtemel olduğunca ekrana ya tepede olan veya azıcık yukarıdan bakmak gerekir. Aşağıdan bakmamak gerekir. Klavye ile elin paralel olması lazım. İçe dönük olmaması lüzumlu. Mausu bütünüyle kavramamız gerekir. Bunlar olmadığı taktirde duruşa ast olarak önemli ortopedik problemler ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“EKRANA ODAKLANILDIĞI İÇİN ÇOCUK DOYDUĞUNUN BİLE FARKINA VARMIYOR”

Elektronik alet kullanımının çocuklar açısından en büyük problemlerden bir tanesinin obezite olduğunu vurgulayan Yalçın, “Ülkemizde yapılan çok ciddi bir takım çalışmalara göre; bir çocuk sıradan iki saatten fazla bilgisayar ve televizyon karşısında süre geçiriyorsa obez olma riski çok yüksek. Bir diğer unsur çocuklar ekran başındayken bir şeyler atıştırmak istiyor. Dolayısıyla ne yediklerini bilmiyorlar. Ekrana odaklanıldığı için çocuk doyduğunun bile farkına varmıyor. Çocuklar uyku saatlerini geçiriyor. Kayseri’de çocuklar üstüne yapılan bir araştırmaya tarafından çocuklar 10 saatten az uyuyorsa obez olma eğilimindedir. Çocuk uykusundan feragat ederek bilgisayarla zaman geçiriyorsa bir şekilde hormonal dengesini engelliyor. Biz gündüz ışık olmak gece ise almamak zorundayız. Burada kayda değer olan melatonin hormonu. Bu hormonda değişim ya da azalma olursa bu bizim; iştahımızı, insülin dengemizi her şeyimizi etkiliyor. Çocuk obezitesinin ortaya çıkmasındaki kayda değer etkenlerden biri de bu ritmin bozulmuş olmasıdır. bu nedenle ebeveynler çocukların uyku saati konusunda biraz hassas olmaları gerekir” dedi.

“BİLGİSAYAR BAŞINDA İKİ SAAT GEÇİREN BİR İNSANIN IQ’SU ÖNEMLI ŞEKİLDE AZALIYOR”

Çocukların uykusuz kalmaması gerektiğini gösteren Yalçın, “Uykusuzluğun getirdiği bazı sorunlar var. Uykusuzluk çocukların akademik başarılarını etkiliyor. Çocuklardaki fikir bölümünü etkilediği gibi yeni bir şeyler öğrenme de ortadan kalkıyor. İngiltere’deki bir araştırmaya tarafından bilgisayar başında iki saat geçiren bir insanın IQ’su ciddi şekilde azalıyor. Belirli bir vakit için bilişsel fonksiyonlarınızı kullanamıyorsunuz. Onun için bu sürelerin ciddi şekilde azaltılması gerekiyor” diye konuştu.

“ELEKTRONİK BİR CIHAZ KULLANIRKEN GÖZÜMÜZÜ KAPATMAYI UNUTUYORUZ”

Çocuklarda karşılaşılan diğer bir sorunun göz problemleri olduğunu dile getiren Yalçın, “Çok aşırı bilgisayar kullanmada göz kuruluğu, göz yorgunlukları ve miyopi gelişebiliyor. Göz kuruluğunun nedeni elektronik bir alet kullanırken gözümüzü kapatmayı birazcık unutuyoruz. Gerçekte bunu çok yapmamız gerekiyor. Normalde yarım saatlik bir bilgisayar kullanımından sonra kesin 5 dakikalık bir dinlenme yapmamız lazım. 6 metre civarı bir uzaklığa gözlerimizi odaklayıp bakmamız gerekiyor. Yakını görüp de uzağı görememizin en büyük nedenlerinden bir tanesi elektronik cihaz kullanımı. Bunun sebebi gözün dışında bir şeylere odaklanmayı dikkatsizlik etmesidir. Çocuklar dışarı çıkıp diğer şeylere baktıklarında miyopi ortadan kalkıyor. Araştırmalara tarafından yeni nesilde miyopi de fazla önemli bir yükselme gösterecek” şeklinde konuştu.

“KULAKLIKLAR DİŞ FIRÇASI GİBİ HİJYENİK OLMALI”

Son zamanlarda enfeksiyon sorunu ile karşılaşıldığını söyleyen Yalçın, “Son zamanlarda piyasaya sürülen zeki telefonların büyük bir kısmı kulaklıkla kullanılıyor. Bunların hijyeni konusunda herhangi bir veri değil. Yapılan bir araştırmada, bunlarda ciddi patalojik mikroorganizmalar ürediği belirtiliyor. Bu da kulak enfeksiyonlarına neden oluyor. Gençler aralarında bunların değiş tokuşu yapılıyorsa birbirlerine mikrop geçmesi laf konusu olabilir. Bunların diş fırçası gibi hijyenik olarak kabul edilmesi gerekir. Burada diğer bir sorun sesin uç olarak kulağa verilmesidir. Kulak emin bir sese değin kendini koruyabiliyor. Sürekli olarak verirseniz kulağın işitme seviyesinde ciddi azalma sağlayabilirsiniz. Uzun zaman, yüksek seste müzik dinlemek işitme kaybına niçin olabiliyor” dedi

MAVİ IŞIK

Mavi ışığın zeki telefon, bilgisayar ve öteki bir takım elektronik cihazların ekranlarından geçen ışık olduğunu gösteren Yalçın, “Bu oldukça yüksek enerjili görülebilen bir ışıktır. Bunun bir takım olumsuz etkileri var. Bu ışık süre içerisinde gözün iç kısmındaki sinir tabakasında, retinada, önemli tahribat yapabiliyor. sonradan bunlar yaşa ast olarak katarakt dediğimiz bazı göz problemlerine yol açıyor. Bunun için kullanımın sınırlandırılması gerekiyor. Gün içerisinde gereksinim olduğu dek kullanılması gerekir. Akıllı telefon sahibi olan insanın yatmadan önce yaptığı son şey başlıca telefonuna görmek. Birçok kişinin yataktan kalktıktan daha sonra yaptığı ilk şey de telefonuna bakmak. Bu ışığa oldukça çok maruz kalıyoruz. Bunu fazla kullanınca ne yapıyor? Ilk Önce hafızamızı etkiliyor. Yeni birşeyler öğrenmemizi etkiliyor. Eğer uyumayan kalırsak biriken nörotoksinler bir sonraki günün uykusunu da etkiliyor. Bir süre daha sonra melatonin seviyesinin aşağıya çekildiğini görüyoruz. Buna alt olarak buhran gelişebiliyor. Benzer şekilde buna alt olarak obezite gelişebiliyor. Teknoloji vazgeçilmez bir şey ama bunu dikkatli kullanmamız gerekiyor” diye konuştu.

KANSER

Bu etkilerin içerisinde en çok konuşulması gereken şeyin kanser olduğunu gösteren Yalçın, “Cep telefonun kanser yapıp yapmadığı insanların merak ettiği bir soru. Bu konuda en manâlı alıştırma 2010 yılında Danimarka’da yapıldı. 360 bin kişi üstünde yapılan bir alıştırma. Bu araştırmada cep telefonu ile beyin kanseri arasında ilk elden bir temas kurulamamış. Bu çalışmanın kendine tarafından zayıflıkları var. Araştırmada ne dek zaman cep telefonuna maruz kalındığı çok dikkate alınmamış. Cep telefonu dilekçe süresi 13 sene olarak belirli ve çalışmaya katılanların büyük bir kısmı erişkin. Yani gençler ve çocuklarda telefon kullanımının etkileri konusunda herhangi bir bilgimiz yok. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı 2011 yılında mobil telefon kullanımının özellikle çocuklar için kanser riski taşıyabileceğini iddia etti. Çoğu otorite çocukların cep telefonu yararlanma yaşını 14 olarak açıklıyor. 14 yaşından önce çocukların telefonla tanıştırılmaması gerektiği ve 14 yaşından daha sonra da belli kurallara dahil olması gerektiği belirtiliyor” biçiminde konuştu.

Haber Kategorisi:
Gündem

Bu Habere Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir